Hangi Hasta Nasıl öksürür?

Bugünlerde birçok insan öksürüyor. Astım, bronşit, sinüzit, grip, zatürree, tüberküloz, kulak iltihabı gibi öksürüğe neden olabilecek pek çok hastalık var. Ancak, her hastalıkta farklı özellikte öksürük oluyor. İşte, değişik hastalıklarda görülen öksürük tipleri.
Üşütme öksürüğü
Sebebi, halk arasında daha çok üşütme, soğuk algınlığı gibi isimlerle de bilinen üst solunum yollarının viral enfeksiyonudur. Masum bir öksürük türüdür. Genellikle bir hafta içinde kendiliğinden geçer. Sigara içenlerde ve alerjisi olanlarda daha uzun sürer ve hastayı ciddi şekilde rahatsız edebilir. Grip hastalığında da yüksek ateş, aşırı halsizlik, baş ve kas ağrıları, burunla ilgili belirtilerle beraber öksürük de olur. Sinüzit, farenjit gibi hastalıklarda ise gıcık şeklinde bir öksürük vardır. Hasta, boğazını temizleme gayreti ve boğazına yapışan bir şeyi atma çabası içindedir.

Sigara öksürüğü
Sigara tiryakileri genellikle öksürdüklerinin ya farkında değillerdir ya da bunu hiç şikayetten saymazlar. 'Sigara içen birinin öksürmesinden daha doğal bir şey olabilir mi?' diye düşünürler. Oysa, sigara içenlerdeki bu öksürük bronş tahrişinin bir belirtisidir. Bu hastalar için iyi ihtimal yeni başlayan bir kronik bronşit, kötü ihtimal ise bronş kanseridir. Hele her zamanki öksürüğün karakterindeki bir değişme kanserin ilk belirtisi bile olabilir. Sigara öksürüğü için tiryaki öksürüğü ismi de kullanılır.

Astım öksürüğü
Astım krizleri, öksürük, hırıltılı solunum ve nefes darlığı ile karakterizedir. Krizler gece ve sabaha karşı daha fazladır. Hastanın alerjenlerle teması, keskin kokular, sigara dumanı gibi irritanlar da öksürük krizine neden olabilir.

Akciğer kanseri
Akciğer kanseri çok sinsi bir hastalıktır, çünkü ne erken ve ne de bu akciğer kanserine özgüdür diyebileceğimiz bir belirtisi vardır. İşte bu yüzden de akciğer kanseri teşhisi ancak hastalık çok ilerledikten, komşu ve uzak organlara sıçrama yaptıkta sonra konabilmektedir. İki haftadan fazla süren ve antibiyotik tedavisine cevap vermeyen her öksürüğün sebebi mutlaka araştırılmalıdır. Öksürük tek başına akciğer kanserinin tek belirtisi olabilir. Özellikle de sigara tiryakileri öksürüklerinde artış veya öksürük karakterinde bir değişme hissettiklerinde mutlaka doktorlarına baş vurmalıdırlar.

İstanbul bronşiti
İstanbul bronşitinin esas belirtisi kuru öksürüktür. Bu, küçük çocuklarda öğürtü ve kusmaya, hanımlarda ise idrar kaçırmaya neden olabilen kuru bir öksürüktür. Öksürük, nöbetler şeklinde ortaya çıkar ve genellikle geceleri daha fazladır. Birçok hasta gece yarısı ya da sabaha karşı öksürükle uykusundan uyanır. Gülme, hatta konuşma öksürük krizlerinin başlamasına neden olabilir. Telefonla konuşurken ortaya çıkan öksürük nöbetleri İstanbul bronşitinin tipik bir özelliğidir. Sigara dumanı, çeşitli boya, cila kokuları, hava kirliliği... de öksürüğün başlamasına neden olan faktörlerdir. Şiddetli öksürük çocuklarda karın ağrılarına, erişkinlerde ise sırt ve göğüs ağrılarına yol açabilir. Küçük çocuklardaki İstanbul bronşitinin ilginç bulgularından biri de geceleri, saç dipleri ve boynun terlemesidir. Hastaların çoğunda bu şiddetli öksürüğe karşılık hiç balgam yoktur, ama bazılarında, az miktarda zor çıkan, yapışkan nitelikte balgam olabilir. Bu hastalar, bu küçücük balgamı çıkarmakla çok rahatladıklarını söylerler.

Boğmaca öksürüğü
Boğmacada, ani, kuvvetli, tekrarlayıcı öksürük krizleri (bir günde 10-25 kez) vardır. Ağır olgularda boyun damarlarında genişleme , gözlerde dışarıya doğru fırlama, morarma görülebilir. Öksürük krizi sonunda ötme şeklinde tipik bir ses duyulur.

Verem öksürüğü
Veremli hastaların çok şiddetli olmayan öksürükleri vardır. Bu çoğu zaman kuru bir öksürüktür, ama zaman zaman az miktarda balgamla ya da kanama ile birlikte de olabilir, Halk arasında veremliler için kesik kesik öksürüyor deyimi kullanılır.

Psikojenik öksürük
Genel olarak, öksürük, organik bir hastalığın işaretidir, ama bazen sinirliliğe bağlı olarak psikolojik etkenler de kuru bir öksürüğe neden olabilirler. Bu öksürük, kişi sinirlenince veya heyecanlanınca daha belirgin olur. Elbette, organik nedenli bir öksürüğün psikolojik etkenlerle artma gösterebileceği de unutulmamalıdır.

Kalp Krizi ve Sicak Su‏

Daha önce okumuş olsanız da bunu bir kez daha okumanızın hiçbir zararı olmaz.
Konu : Kalp Krizi ve Sicak Su

Kalp Krizi ve Sicak Su
Bu çok güzel bir yazidir. Sadece ögünlerden sonra sicak su içme konusuna degil kalp krizi risklerine de deginmektedir. Çinliler ve Japonlar yemeklerinden sonra soguk su degil sicak çay içerler. Belki biz de yemekten sonra sicak bir seyler içme aliskanligimizi onlardan edindik. Eger yemeklerden sonra soguk seyler içiyorsaniz bu yazi size hitap ediyor. Yemekten sonra soguk bir seyler içmek sizi rahatlatabilir.
Ancak tükettiginiz soguk su katilasarak yagli bir madde haline döner ve yavas bir sekilde sindirilir. Bu asitli tepkime bozularak bagirsakta kati maddelerden daha hizli bir sekilde emilir.
Bir kismi bagirsaga yapisir. Kisa bir süre sonra tamamen yag haline döner ve kansere yol açar.
Yemekten sonra sicak su veya çorba içmek en iyisidir. Kalp krizi hakkinda önemli birkaç bilgi

Kalp krizi belirtisi her zaman sol kolun uyusmasi degildir. Çenedeki siddetli agrilarin da
farkinda olun. Ilk gögüs agriniz kalp krizi sirasinda gerçeklesmez. (Daha önce mutlaka gögüs agriniz olmustur) Mide bulantisi ve siddetli terleme de önemli kalp krizi belirtilerindendir.
Kalp krizi geçiren insanlarin %60 i uyurken ölür. Gögüsteki agrilar sizi uykudan uyandirabilir.
Lütfen dikkatli olun ve olanlarin farkina varin.



Meğer lifli gıdaların ne çok yararı varmış! İşte şaşırtan liste

Lifli gıdalar tüketmenin yararlarıHer gün yeterli miktarda lifli yiyecek tüketmenin vücudumuzu birçok hastalıktan koruduğu tespit edildi.
İlaç Enstitüsü tarafından yapılan en son açıklama ve Amerikan Diyetetik Birliği (ADA) tarafından tanımlanan yazılı görüşe göre, diyet yemeği olan lifler, insanın ince bağırsağında sindirilmeyen ve emilemeyen karbonhidrat bileşenlerini içeriyor. Bunların vücudumuzu birçok hastalığa karşı koruduğu belirtiliyor.
Lifler diyetimizde ne kadar bu kadar önemli? İşte bunun nedenleri:
1. Yeterli lifli gıda alımı kalp hastalıklarına karşı koruyor. Araştırmalar, günlük 12-33 gram lif alımının kan basıncını düşürdüğünü, kandaki kolesterol düzeyini iyileştirdiğini ve kardiyovasküler hastalıklarla ilişkilendirilen iltihabı azatlığını gösteriyor. Ayrıca, yapılan birçok araştırmada, diyete eklenen 10 gr lifli gıdanın kalp krizi ölümlerini yüzde 27 oranında azalttığı bulundu.
2. Çözünebilir lifler, kandaki kötü kolesterolü düşürüyor. Çözünebilir lif içeren yiyecekler arasında elma, arpa, yulaf, fasulye ve diğer kuru baklagiller, meyve ve sebzeler yer alıyor. Diğer çözünebilir lif kaynakları ise psilyum (pire otu), guar gum, pancar lifi, xanthan gum ve pektin.
3. Çözünemeyen lifler mide, ince bağırsaklar ve kalın bağırsakların çalışmasını güçlendiriyor. Buğday ekmeği, kahverengi pirinç gibi tohumlu, taneli yiyeceklerin tümü çözünemeyen lif kaynağıdır. Bazı yiyecekler doğal müshil maddesi içeriyor. Bunlar: kabak, bal, rubarb (Antrakinont türevi glikozid içeren bitki), incir, kuru erik, ahududu, çilek, elma kompostosu.
4. Lifli yiyecekler diyabeti kontrol altında tutmaya yardım ediyor. Lif bakımından zengin diyet kan şekerinde daha yavaş artışa yol açıyor.
5. Lifli gıdalar mide, ince bağırsaklar ve kalın bağırsakların daha sağlıklı olmasını sağlıyor. Meyve, sebze ve tüm bakliyatlarda bulunan doğal lifler kalın bağırsakta mayalanıyor ve kalsiyum gibi önemli minerallerin emiliminde vücudumuza yardım ediyor.
6. Lifli yiyecekler bizi tok tutuyor. İnsan vücudu liften enerji ya da kalori almıyor. Bu nedenle lifli gıdalar yediğimizde şişiyoruz, tamamen doyuyoruz. Ayrıca, lifli gıdalar daha az kalori içeriyor. Örneğin, bir fincan brokoli yaklaşık 25 kalori iken bir fincan beyaz pirinç ise 200'den fazla kalori içeriyor.
Peki günlük ne kadar life ihtiyacımız var?
Yediğimiz her bin kalori için 14 gram lif tüketmeliyiz. Bu kadınlar için yaklaşık 25 gram, erkekler için ise 38 gram olarak tüketilmeli. 2 yaşın altındaki çocuklara lifli gıda önerilmiyor. Birçok meyve, sebze ve tüm hububatların bir porsiyonu yaklaşık 2-3 gram lif içeriyor. Pişmiş kuru fasulye ve bakliyatların bir kâsesinde ise 10-15 gram lif bulunuyor.
Zaman Online
10 Kasım 2008, Pazartesi

Türk doktordan tıpta çığır açacak buluş

Çalışmalarını ABD'deki Yale Üniversitesinde sürdüren Prof. Dr. Murat Günel tarafından yapılan araştırmayla, beyin kanamalarına yol açan anevrizmaya neden olan 3 gen bulundu.
Araştırma sayesinde, anevrizma oluşma riski yüksek hastalar basit bir kan testiyle tespit edilerek, beyin kanamaları önlenebilecek.
Yale Üniversitesi Beyin Cerrahisi Damar Hastalıkları (Nörovasküler) Bilim Dalı Başkanı ve Beyin Genetiği Programı Direktörü Prof Dr. Murat Günel'in, aynı üniversiteden Dr. Richard Lifton ve Türk doktorlar Kaya Bilgüvar, Yaşar Bayrı ve Zülfikar Arlıer ile birlikte yürüttüğü 15 yıllık araştırmanın sonuçları, dünyanın en büyük tıp dergilerinden biri olan Nature Genetics'te yayınlandı.
Araştırmada, Hollanda'nın yanı sıra, dünyada anevrizmaya bağlı beyin kanamalarının en çok görüldüğü Finlandiya ve Japonya'dan toplanan 10 binin üzerinde kan örneğinden elde edilen genetik materyal (DNA) kullanıldı. Bunların yaklaşık 2 bin 200'ü anevrizma hastalarından, 8 bini de sağlıklı, anevrizması olmayan insanlardan toplandı.
Araştırmada ilk olarak, Avrupalı hastaların kanlarındaki (DNA) 300 bin değişik bölgeye bakıldı. Sonuçta, 3 bölgedeki değişikliklerin anevrizma riskini tüm dünya toplumlarında artırdığı belirlendi.
Araştırma sayesinde, basit bir kan testiyle beyin kanaması olmadan anevrizma oluşma riski yüksek hastaların tespit edilebileceği bildirildi.
Bu kişiler belirlenince, MR Anjiyo ve KT Anjiyo gibi radyolojik tetkiklerle takip edilebilecek. Oluşumu belirlenebildiği takdirde de anevrizma, patlamadan önce cerrahi veya damar içi yöntemler kullanılarak tedavi edilebilecek.
-ANEVRİZMA OLUŞMASININ NEDENLERİ-
Günel, bu araştırma sayesinde ortaya çıkarılan 3 genin tespitiyle, söz konusu hastalığın oluşum nedenlerinin de anlaşılmaya başlandığını bildirdi.
Araştırmayla, hiç beklenmedik bir şekilde, her 3 genin de damarlardaki bozukluğu tamir eden kök hücreleri etkilediğinin belirlendiğini anlatan Günel, ''Bu genlerdeki bozukluklar, beyin damarlarının sertleşerek erken yaşlarda bile yaşlanmalarına yol açıyor. Bu erken yaşlanmaya bağlı olarak da anevrizmalar ortaya çıkıyor ve zamanla patlayarak beyin kanamalarına ve felçlere sebep oluyor'' şeklinde konuştu.
Günel, uzun vadedeki hedefinin, bu sonuçlara bağlı olarak yeni tedaviler geliştirerek, anevrizmaları kanamadan teşhis edip yeni yöntemler kullanarak hastaları iyileştirmek olduğunu söyledi.
-TÜRKİYE'DE ANEVRİZMA HASTALIĞI-
Günel'in verdiği bilgiye göre, anevrizmaların toplumda görülme riski yaşla artıyor.
ABD'de yapılan araştırmalara göre, hastalık 60 yaşında toplumun yüzde 5 gibi büyük bir kısmını etkileyebiliyor.
Türkiye gibi sigaranın çok içildiği ve yüksek tansiyonun sık görüldüğü toplumlarda, bu oran yüzde 5'in üzerine bile çıkabiliyor. Ancak, Türkiye'de bu konuda yapılan bir araştırma olmadığı için, tam bir sayı verilemiyor.
Sadece Türkler'de etkin genlerin varlığının mümkün olduğunu, ancak, Türkiye'de böyle bir araştırma yapılmadığı için bunun var olup olmadığının henüz bilinmediğine dikkati çeken Murat Günel, ''Bu yüzden böyle bir araştırmanın Türkiye'de de yapılarak, Türkler'e özgü bu genlerin saptanması halinde, gereken önlemlerin alınması çok önemli'' diye konuştu.

10 Kasım 2008, Pazartesi