Doğanın mucizesi bitki çaylarının vücuda faydaları saymakla bitmiyor.
Bitki çayları pek çok hastalıkta tamamlayıcı tedavi sağlıyor. Önemli
olan hangi bitkinin ne işe yaradığını ve bitki çaylarının nasıl
hazırlanması gerektiği bilmek.
Tıbbi Bitkiler Uzmanı Prof. Dr.
Kerim Alpınar, bitki çayı seçerken nelere dikkat etmemiz gerektiğini
anlatıyor. Zayıflamak için hangi çayları içelim? Kabızlık ve ishalde
hangi çayları içilir? Uykusuzluğa, cilt problemlerine, mide sorunlarına,
böbrek taşlarına, boğaz ağrısına iyi gelen çaylar hangileridir?
Hepsinin cevabı pudra.com’da…
Bitki çayı seçerken nelere dikkat etmeliyiz?
Kullanacağımız
bitkinin tam olarak o olup olmadığını anlamamız gerekir. O bitkiyse
eğer, uygun zamanda toplanıp toplanmadığını, temiz olup olmadığını, küf
taşıyıp taşımadığını, taze olduğunu bilmemiz önemlidir.
Bir
tıbbi bitki çayı, ortalama 18 aylık bir raf ömrüne sahiptir. Muhakkak
taze olanlarını almalıyız. Bitkinin nasıl kurutulduğu da önemlidir.
Kurutma esnasında içindeki maddeleri kaybetmemiş olması lazım. Örneğin,
köklerin güneşte kurutulması gerekirken, çiçeklerinden yararlanacağımız
bitkilerin gölgede ve rüzgarda kurutulmuş olması önemlidir.
Zayıflamak için hangi çayları içelim?
Fazla
kilo ödemden kaynaklanıyorsa, ödemin boşaltılması gerekir. Bunun için,
eğer doktor da izin vermişse, idrar söktürücülere başvurulur.
Maydanoz:
Maydanozun yaprak sapları özellikle ödemin boşaltılmasında son derece
etkilidir. Fazla kilo, bağırsak tembelliğinden kaynaklanıyorsa,
bağırsakları yumuşak tututarak şişkinliğin önüne geçilir. Bunun için
müsilaj içeren bitkilerin kullanılmasını öneriyoruz.
Kabızlıktan hangi çay karışımıyla kurtulabiliriz?
Kabızlık
sorununa iyi gelen bitkilerin bir kısmı, bağırsak mukozasına etki
ederek onun çalışmasına teşvik eder ve dışkılamayı kolaylaştırır. Bir
kısım bitkiler ise suyla birlikte şişerek kitlenin daha geniş olmasına
neden olur, bu da bir süre sonra bağırsak hareketlerini başlatarak
dışkılamayı kolaylaştırır. Eğer sorun çok akut değilse, müzminleşmiş bir
durum varsa, su alınca kitle artıran yiyecekleri tercih etmek gerekir.
Keten Tohumu: Keten tohumu, müsilaj taşıdığı için, hem tahrişi azaltır hem de kitle oluşturur.
Sinameki:
Alacağımız bitkinin aniden etki etmesini, örneğin gece alıp da sabah
dışkılama olmasını istiyorsak, sinamekiyi öneririm. Yalnız bu bitkinin
dozunu iyi ayarlamak gerekir. Herkes farklı hassasiyete sahiptir ve
deneyerek uygun miktarı anlamak lazım. Sinameki tahriş edicidir ve
piyasadan aldığımız sinamekinin gerçekten sinameki olup olmadığını,
hangi bitkiden elde edildiğini ve usulüne uygun kurutulup
kurutulmadığını kontrol etmemiz gerekir.
İshale karşı içmemiz gereken çaylar hangileri?
İshal
çok rahatsız etmiyorsa ve çalışma zorunluluğu yoksa, evde oturarak
hastalığın geçmesini beklemek ve bol su içmek en doğrusudur. Ancak ishal
asıl çocuklarda önemlidir, çünkü su kaybı çok önemli sonuçlara yol
açabilir. Piyasada, içinde gerekli mineralleri içeren tozlar vardır ve
bunlar su içine karıştırılarak çocuklara verilebilir.
Demli Siyah Çay: Yetişkinler için çok demli olarak içilen siyah çay, içerdiği tanenden dolayı bağırsaklarda kabızlığa neden olur.
Keten Tohumu:
Eğer keten tohumunu alıp bol miktarda su içerseniz, bağırsakta kitle
teşkil edecek ve dışkılama olacaktır. Fakat gerekli olandan daha az su
alırsanız, tohumlar suyu bağırsakların çeperinden toplayacağı için daha
kıvamlı bir dışkının oluşumu söz konusudur.
Cilt problemlerine karşı kullanabileceğimiz bitkiler var mı?
Zeytinyağı:
Zeytinyağı deri üstünde inanılmaz derecede faydalıdır. Zaman zaman
saçlı deriye veya tüysüz olan deriye ılıtılmış zeytinyağının sürülmesi,
deri katmanlarının çok yağlı hale gelmesine, dolayısıyla derinin kuruyan
üst kısmının nemlenmesine ve beslenmesine yardımcı olur. Saçlı deride
saçlar daha sağlıklı çıkar, daha parlak ve dolgun görünür.
Tatlı Badem Yağı: Tatlı badem yağının da tıpkı zeytinyağı gibi cilt üzerinde olumlu etkisi vardır.
Mide sorunlarına karşı hangi çayları içebiliriz?
Midede rahatsızlık etkeni, doktor tarafından da belirtilmiş çok önemli bir rahatsızlık değilse, pek çok bitkiyi kullanabiliriz.
Keten Tohumu:
Gastrit veya aşırı alkol almaktan kaynaklanan tahriş söz konusuysa,
müsilaj içeren bitkileri kullanabiliriz. Örneğin keten tohumu
yararlıdır. Keten tohumunu parçalamadan kullanmak gerekir. Ilık suda
veya oda sıcaklığında bir suda 8-10 saat bırakılan keten tohumu süzülür
ve su gün içinde içilirse iyi gelir.
Papatya Çayı: Mide
rahatsızlığı, bir gerginlik sonucu meydana gelmiş bir şişkinlik ve
huzursuzluksa eğer, papatya çayını öneriyoruz. Papatyayı bir bardağa
koyuyoruz, üzerine bir bardağın alacağı kaynar suyu ekledikten sonra 10
dakika demleyip içiyoruz.
Anason ve Rezene: Aşırı gaz
oluşumuna bağlı şişkinlik söz konusu olduğunda da anason ya da rezeneyi
veya bunların karışımını kullanabiliriz. Bunlar, uçucu yağ bakımından
zengin olan meyvelerdir.
Boğaz ağrısını geçirecek bitki çayları hangileri?
Hatmi ve Ebegümeci:
Boğaz ağrısına karşı hatmi veya ebegümeci gibi bitkileri kullanmak
gerekir. Hatminin hem kökleri, hem yaprakları hem de çiçekleri çay
yapmak için kullanılabilir.
Adaçayı: Adaçayı da gargara
şeklinde kullanıldığında yararlı bir bitkidir. Yapraklarından
hazırlanmış çayı çok sıcakken değil, bekletip vücut ısısına indirdikten
sonra gargara yapmak için kullanabilirsiniz. Bu sayede bademcikler
büzülür, dolayısıyla daha rahat yutkunma olur. Bu bitki ayrıca
antiseptik özelliğinden dolayı bakterilerin seviyesini belli bir düzende
tutar.
Böbrek taşı ve kum için hangi çaylardan yararlanabiliriz?
Kırk Kilit Otu:
Böbrek taşları ve kum oluşumu görülen hastalar, böbrek fonksiyonlarında
süzme sorunu yoksa çok bol su ve kırk kilit otu adı verilen eğrelti
otlarının toprak üstü kısımlarıyla hazırlanan çayları içebilir. 2 gram
kırk kilit otunun üzerine 100 ml kaynar su dökülür ve bir süre demlenip
içilir. Ne kadar çok içilirse o kadar faydası olur. Çok uzun süre
içmekten dolayı bir zararlı etkisi bugüne kadar görülmemiştir.
Maydanoz Sapı:
Bunun dışında maydanozun sapları bir cezve içinde kaynatılıp süzülerek
içilirse çok iyi bir idrar söktürücü etki bırakır. Tabii hamilelerin
kullanmaması gerekir. Hamilelik ya da böbrek fonksiyonlarında bozukluk
söz konusu değilse, maydanoz sapları bu şekilde değerlendirilebilir.
Kışın bünyemizi güçlendirecek çaylar hangileri?
Isırgan Otu, Ekinezya, Kurburnu:
Isırgan otu, ister kök isterseniz de toprak üstü (çiçekli) kısımlarını
kullanabileceğiniz ekinezya ve kuşburnundan yapılan çayların vücut
direncini artırıcı etkisi vardır.
Uyumakta güçlük çekenler hangi çayları içmeli?
Kediotu:
Türkiye’de yetişen kediotu kökleri çok iyi uyku verici bitkidir.
Piyasadan alabileceğiniz ince uzun kalem şeklinde, pek hoş kokulu
olmayan kediotu, sakinlik verici, derin uykuyu kolaylaştırıcıdır.
Köklerden hazırlanan içecek, sabah, öğlen, akşam ve yatmadan yarım saat
önce içilirse faydası olur, alışkanlık yapmaz.
Ancak uyku verici
olarak bitki kullanılırken aynı zamanda sentetik ilaçlar da alınırsa
sersemlik hali yaratabilir. İkisinden birini tercih etmek gerekir.
Ayrıca taşıt kullanmadan çok önce almak ve beraberinde alkol kullanmamak
gerekir.
Kaynak: http://www.pudra.com/yasam/dogal-yasam/her-derde-deva-bitki-caylari-1422.htm
Gaz Problemi Hakkında
Bağırsak gazı nedir? Hangi yiyecekler gaz yapar? Sürekli gaz hastalık
göstergesi midir? Yemekler nasıl pişirilirse daha az gaz yapar?
Sorularınızın cevabı pudra.com’da…
İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Görgülü, bağırsak gazının nedenlerini ve üstesinden gelme yöntemlerini açıklıyor…
Bağırsak gazı nedir?
Bağırsak gazı, sindirim sistemi kanalının, on iki parmak bağırsağı ve daha aşağı seviyesinde ince ve kalın bağırsaklar içindeki gazdır. Mide gazının bağırsaklara tahliyesiyle ya da bağırsak sistemi içindeki bakterilerin ekstra fermantasyon oluşturmasıyla bağırsak gazı oluşabilir.
Fonksiyonel bağırsak hastalıklarında, kronik kabızlıkta, halk arasında spastik kolit denilen irritabl bağırsak sendromu durumlarında bağırsak gazı görülebilir.
Ayrıca, sindirim sistemi enzimlerinin yetersiz salgılandığı, pankreas enzimlerinin eksik olduğu durumlar ile bağırsakta sindirim ve emilim için kullanılan enzimlerin eksikliğinde, safra sistemindeki bozukluklarda, safra kesesi taşları ve fonksiyon bozuluklarında da bağısaklarda ekstra gaz oluşumu gözlenebilir.
Hangi yiyecekler gaz yapar?
Baharatlı, özellikle yakıcı baharatlı (naneli, kekikli, acı biberli) yiyecekler, asidik karakterde olan sirke, limon ve birtakım hazır soslar, asit oranı yüksek olan roka, pırasa, lahana gibi sebzeler gaz oluşuma neden olabilir.
Bazı yiyecekler de insan vücuduna girdikten sonra mide ve bağırsak sisteminde fermantasyonla gaz oluşumu görülebilir. Bunlar, nohut, kuru fasulye, mercimek gibi bakliyatlardır.
Sürekli gaz hastalık göstergesi midir?
Normalde insanlarda besinler, stres durumu ya da bağırsak hareketlerine bağlı olarak geçici gaz oluşumu görülebilir. Ancak sürekli gaz oluşumu, büyük olasılıkla bir sindirim sistemi hastalığının göstergesidir ve sürekli oluşuyorsa, altında organik bir sorun aranmalıdır.
Hangi hastalıklar gaza neden olur?
Gaz oluşumuna neden olan beslenme yanlışları:
Yemek sırasında yapılan hangi yanlışlar gaza neden olur?
Yemekler hangi yöntemle pişirilirse daha az gaz yapar?
Baklagiller ve lifli sebzeler;
İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Görgülü, bağırsak gazının nedenlerini ve üstesinden gelme yöntemlerini açıklıyor…
Bağırsak gazı nedir?
Bağırsak gazı, sindirim sistemi kanalının, on iki parmak bağırsağı ve daha aşağı seviyesinde ince ve kalın bağırsaklar içindeki gazdır. Mide gazının bağırsaklara tahliyesiyle ya da bağırsak sistemi içindeki bakterilerin ekstra fermantasyon oluşturmasıyla bağırsak gazı oluşabilir.
Fonksiyonel bağırsak hastalıklarında, kronik kabızlıkta, halk arasında spastik kolit denilen irritabl bağırsak sendromu durumlarında bağırsak gazı görülebilir.
Ayrıca, sindirim sistemi enzimlerinin yetersiz salgılandığı, pankreas enzimlerinin eksik olduğu durumlar ile bağırsakta sindirim ve emilim için kullanılan enzimlerin eksikliğinde, safra sistemindeki bozukluklarda, safra kesesi taşları ve fonksiyon bozuluklarında da bağısaklarda ekstra gaz oluşumu gözlenebilir.
Hangi yiyecekler gaz yapar?
Baharatlı, özellikle yakıcı baharatlı (naneli, kekikli, acı biberli) yiyecekler, asidik karakterde olan sirke, limon ve birtakım hazır soslar, asit oranı yüksek olan roka, pırasa, lahana gibi sebzeler gaz oluşuma neden olabilir.
Bazı yiyecekler de insan vücuduna girdikten sonra mide ve bağırsak sisteminde fermantasyonla gaz oluşumu görülebilir. Bunlar, nohut, kuru fasulye, mercimek gibi bakliyatlardır.
Sürekli gaz hastalık göstergesi midir?
Normalde insanlarda besinler, stres durumu ya da bağırsak hareketlerine bağlı olarak geçici gaz oluşumu görülebilir. Ancak sürekli gaz oluşumu, büyük olasılıkla bir sindirim sistemi hastalığının göstergesidir ve sürekli oluşuyorsa, altında organik bir sorun aranmalıdır.
Hangi hastalıklar gaza neden olur?
- Bağırsak fonksiyon bozuklukları,
- Bağırsak içindeki bakteri oranlarının değişmesinden kaynaklanabilir. (Özellikle pankreas, safra ve bağırsağın kendinden salgılanan sindirim enzimlerinin oranlarında bozukluk olabilir.)
Gaz oluşumuna neden olan beslenme yanlışları:
- Düzensiz beslenme,
- Uzun süre aç kalma,
- Bir seferde çok fazla yemek yeme,
- Ekşili ve baharatlı yiyecekleri tercih etme.
Yemek sırasında yapılan hangi yanlışlar gaza neden olur?
- Yemek yerken konuşmak, hızlı ve çiğnemeden yemek, yemek esnasında ve diğer zamanlarda şiddetli olarak iç çekmek mideye havaya gelmesine neden olur.
- Baharatlı, acılı, ekşili, asitli, lif ve asit içeriği yüksek sebze ve meyvelerin çok miktarda tüketilmesi mide gazına neden olur.
Yemekler hangi yöntemle pişirilirse daha az gaz yapar?
Baklagiller ve lifli sebzeler;
- Haşlayarak,
- Kısık ateşte uzun süre pişirilerek,
- Çok fazla baharat ve ekşi sos kullanılmayarak hazırlanmalı.
- Gıdaların içine konulan yağ miktarının az tutulması, daha kolay sindirilmesini sağlar ve gaz oluşumunu önler.
Posalı yiyeceklerin faydaları
Posalı besinler hem tok hissetmenizi sağlayarak formunuzu korur, hem
dışkılanma sayısını arttırarak kabızlığa iyi gelir, hem kolon kanserini
kontrol altında tutar, hem de kolesterolü engeller. İşte posalı
gıdaların önemi, faydaları ve onu hangi besinlerden
karşılayabileceğimiz…
Posalı gıdaların önemi
Besinlerle alınan posa sindirim sistemi tarafından sindirilemeyerek kolona yani kalın bağırsağa ulaşır. Yetişkin bir insan bağırsağında yaklaşık olarak ağırlığı 1 buçuk kiloyu bulan 100 trilyon kadar bakteri bulunur. Bu bakteri miktarı insan vücudunun en küçük birimi olan hücre sayısının 10 katıdır. Yeterli miktarda posa tükettiğimiz takdirde kalın bağırsağımızda bulunan bu bakterilerden sizin için yararlı olanların sayısını arttırmak mümkün…
Kalın bağırsağa gelen posa orada bulunan yararlı bakteriler tarafından fermente edilir ve neticesinde kısa zincirli yağ asitleri, karbondioksit, hidrojen ve metan üretilir. Oluşan bu kısa zincirli yağ asitlerinin kolon mukozasının sağlığını olumlu yönde etkilediği biliniyor. Bağırsaklarda koruyucu bir zırh oluşturan bu yararlı bakterilerin sayısını ve aktivitelerini, diyet posasını yeterli tüketerek arttırmak mümkündür. Yüksek oranda basit şeker tüketimi bağırsaklarda zararlı patojen bakterilerin artmasına neden olduğu bildirilmiştir.
Formu korumak için birebir!
Günlük beslenmemizde tükettiğimiz basit şekerler bize yüksek oranda kalori sağlarken kan şekerinizde dalgalanmalara yol açarak çabuk acıkmanıza neden olur. Posasının su çekme yeteneği olduğundan mide içerisinde şişerek hacim yaratır ve siz midenizde fazladan hacim yaratmış birşey olduğu için kendinizi daha tok hissedersiniz. Ayrıca posa mideyi geç terk ettiği için bu tokluk hissiniz uzun süre devam eder. Bu iki olumlu etkisinin yanında kalori içermediği için formunuzu korumak adına, posa birebirdir. Eğer sık sık acıkıyorsanız, şeker tüketiminizi azaltıp posa tüketiminizi arttırma vakti gelmiş demektir.
Kabızlığa da iyi geliyor
Birçok insanın rahatsızlık duyduğu ve hemoroid, kolorektal kanser gibi hastalıkların oluşmasında rol oynayan kabızlığın gelişiminin önlenmesinde ve mevcut kabızlığın düzeltilmesinde posanın büyük etkisi var. Çözünür ve çözünmez olarak ikiye ayırdığımız posa tiplerinden çözünmeyen posa, kabızlığa karşı daha etkili olmakta, dışkı hacmini, ağırlığını ve dışkılama sayısını arttırmaktadır. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Çağatay Demir bize kabızlığa iyi gelecek bir kahvaltı önerisinde bulunuyor.
Yukarıdaki besinleri bir kasede karıştırıp, sabah kahvaltısı olarak tüketin. Gün içinde bol su ve hafif fiziksel aktivite yapmayı da unutmayın.
Kolon kanseri kontrol altında
Diyet posası birçok hastalığın oluşumunun önlenmesinde ve mevcut bazı hastalıkların seyrinde olumlu etki gösterdiği birçok çalışma ile rapor edilmiştir. Diyet posasının yeterli tüketimi kolo rektal kanser oluşumunun önlenmesinde olumlu etkisi olduğu bulunmuştur.
Kolesterolü de engelliyor
Posa içeriği yüksek gıdaları sık tüketen toplumlarda serum kolesterol düzeylerinin ve kalp hastalıklarından ölümlerin düşük olduğunu biliyoruz. Çözünebilir posa içeren yulaf, arpa ve pirinç kabuğu, karaciğerde kolesterol sentezini azaltarak kötü huylu (LDL) kolesterol düzeyinin düşmesini sağlarken iyi huylu (HDL) kolesterol seviyesinde herhangi bir düşüklüğe neden olmadığı için serum kolesterol kompozisyonunda oldukça önemli etki gösterdiği bilinmektedir.
Posayla diyabetsiz yaşam
Beslenme ve Diyet Uzmanı Çağatay Demir şeker hastalarını konuyla ilgili bilgilendiriyor. Şeker hastalığını kabaca iki grupta incelemek mümkün… Tip-1 diyabette vücutta yeteri kadar insülin yoktur. Tip-2 diyabette ise yeteri kadar insülin vardır ancak vücutta bu insülinlere karşı bir direnç söz konusudur. Bir başka deyişle tip-2 diyabette vücut mevcut insüline direnç gösterir ve insülin aktivitesini gösteremez.
Posa içeriği yüksek besinlerle beslenen toplumlarda, insüline bağımlı olmayan tip 2 diyabet görülme sıklığı birçok araştırmaya göre daha az bulunmuştur. Glisemik indeksi düşük olan posa, kompleks yapıda bir karbonhidrat türü olduğu için kan şekerini daha yavaş yükselterek, daha uzun süre kan şekerini regüle eder. Yüksek posalı diyetler, tip 2 diyabet tedavisinde insüline gereksinimi azaltmakta, dokuların insüline duyarlılığını arttırmaktadır. Yani posa vücudun insüline karşı gösterdiği direnci kırar. Bu gibi nedenlerden dolayı gerek tip II diyabetli bireyler gerekse tip 2 diyabet riski taşıyan bireyler diyetlerinde yeterli posaya yer vermelidirler.
Posayı hangi gıdalarla karşılayabiliyoruz?
Diyetle alınan posa başlıca kuru baklagiller (nohut, mercimek, barbunya, kuru fasülye), tam tahıllı ekmekler, sebzeler, meyveler ve tahıllardan karşılanır. Günlük diyetle yaklaşık olarak 20-30 g kadar posa alınması uygun görülmekte olup 4 besin grubundan yeterli ve dengeli beslenmek ve aşağıdaki bazı önerileri uygulamak bu posa gereksinmenizi karşılamanıza yardımcı olacaktır. Diyet posasının bu miktarlardan çok daha fazla tüketilmesi besinlerle alınan birtakım besin öğelerinin vücutta kullanılmasını önleyerek olumsuz etki gösterebilir. Bu nedenle faydalı diye düşünüp çok miktarda almak veya posa ihtiva eden haplar kullanmak sağlığı olumsuz etkileyebilir.
Posa alımını arttırmak için:
Posalı gıdaların önemi
Besinlerle alınan posa sindirim sistemi tarafından sindirilemeyerek kolona yani kalın bağırsağa ulaşır. Yetişkin bir insan bağırsağında yaklaşık olarak ağırlığı 1 buçuk kiloyu bulan 100 trilyon kadar bakteri bulunur. Bu bakteri miktarı insan vücudunun en küçük birimi olan hücre sayısının 10 katıdır. Yeterli miktarda posa tükettiğimiz takdirde kalın bağırsağımızda bulunan bu bakterilerden sizin için yararlı olanların sayısını arttırmak mümkün…
Kalın bağırsağa gelen posa orada bulunan yararlı bakteriler tarafından fermente edilir ve neticesinde kısa zincirli yağ asitleri, karbondioksit, hidrojen ve metan üretilir. Oluşan bu kısa zincirli yağ asitlerinin kolon mukozasının sağlığını olumlu yönde etkilediği biliniyor. Bağırsaklarda koruyucu bir zırh oluşturan bu yararlı bakterilerin sayısını ve aktivitelerini, diyet posasını yeterli tüketerek arttırmak mümkündür. Yüksek oranda basit şeker tüketimi bağırsaklarda zararlı patojen bakterilerin artmasına neden olduğu bildirilmiştir.
Formu korumak için birebir!
Günlük beslenmemizde tükettiğimiz basit şekerler bize yüksek oranda kalori sağlarken kan şekerinizde dalgalanmalara yol açarak çabuk acıkmanıza neden olur. Posasının su çekme yeteneği olduğundan mide içerisinde şişerek hacim yaratır ve siz midenizde fazladan hacim yaratmış birşey olduğu için kendinizi daha tok hissedersiniz. Ayrıca posa mideyi geç terk ettiği için bu tokluk hissiniz uzun süre devam eder. Bu iki olumlu etkisinin yanında kalori içermediği için formunuzu korumak adına, posa birebirdir. Eğer sık sık acıkıyorsanız, şeker tüketiminizi azaltıp posa tüketiminizi arttırma vakti gelmiş demektir.
Kabızlığa da iyi geliyor
Birçok insanın rahatsızlık duyduğu ve hemoroid, kolorektal kanser gibi hastalıkların oluşmasında rol oynayan kabızlığın gelişiminin önlenmesinde ve mevcut kabızlığın düzeltilmesinde posanın büyük etkisi var. Çözünür ve çözünmez olarak ikiye ayırdığımız posa tiplerinden çözünmeyen posa, kabızlığa karşı daha etkili olmakta, dışkı hacmini, ağırlığını ve dışkılama sayısını arttırmaktadır. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Çağatay Demir bize kabızlığa iyi gelecek bir kahvaltı önerisinde bulunuyor.
- 5 kaşık yulaf ezmesi
- 4 adet küçük küçük doğranmış kuru kayısı
- 1 avuç kuru siyah üzüm
- 2 çorba kaşığı iri dövülmüş ceviz
- 1 su bardağı süt
Yukarıdaki besinleri bir kasede karıştırıp, sabah kahvaltısı olarak tüketin. Gün içinde bol su ve hafif fiziksel aktivite yapmayı da unutmayın.
Kolon kanseri kontrol altında
Diyet posası birçok hastalığın oluşumunun önlenmesinde ve mevcut bazı hastalıkların seyrinde olumlu etki gösterdiği birçok çalışma ile rapor edilmiştir. Diyet posasının yeterli tüketimi kolo rektal kanser oluşumunun önlenmesinde olumlu etkisi olduğu bulunmuştur.
Kolesterolü de engelliyor
Posa içeriği yüksek gıdaları sık tüketen toplumlarda serum kolesterol düzeylerinin ve kalp hastalıklarından ölümlerin düşük olduğunu biliyoruz. Çözünebilir posa içeren yulaf, arpa ve pirinç kabuğu, karaciğerde kolesterol sentezini azaltarak kötü huylu (LDL) kolesterol düzeyinin düşmesini sağlarken iyi huylu (HDL) kolesterol seviyesinde herhangi bir düşüklüğe neden olmadığı için serum kolesterol kompozisyonunda oldukça önemli etki gösterdiği bilinmektedir.
Posayla diyabetsiz yaşam
Beslenme ve Diyet Uzmanı Çağatay Demir şeker hastalarını konuyla ilgili bilgilendiriyor. Şeker hastalığını kabaca iki grupta incelemek mümkün… Tip-1 diyabette vücutta yeteri kadar insülin yoktur. Tip-2 diyabette ise yeteri kadar insülin vardır ancak vücutta bu insülinlere karşı bir direnç söz konusudur. Bir başka deyişle tip-2 diyabette vücut mevcut insüline direnç gösterir ve insülin aktivitesini gösteremez.
Posa içeriği yüksek besinlerle beslenen toplumlarda, insüline bağımlı olmayan tip 2 diyabet görülme sıklığı birçok araştırmaya göre daha az bulunmuştur. Glisemik indeksi düşük olan posa, kompleks yapıda bir karbonhidrat türü olduğu için kan şekerini daha yavaş yükselterek, daha uzun süre kan şekerini regüle eder. Yüksek posalı diyetler, tip 2 diyabet tedavisinde insüline gereksinimi azaltmakta, dokuların insüline duyarlılığını arttırmaktadır. Yani posa vücudun insüline karşı gösterdiği direnci kırar. Bu gibi nedenlerden dolayı gerek tip II diyabetli bireyler gerekse tip 2 diyabet riski taşıyan bireyler diyetlerinde yeterli posaya yer vermelidirler.
Posayı hangi gıdalarla karşılayabiliyoruz?
Diyetle alınan posa başlıca kuru baklagiller (nohut, mercimek, barbunya, kuru fasülye), tam tahıllı ekmekler, sebzeler, meyveler ve tahıllardan karşılanır. Günlük diyetle yaklaşık olarak 20-30 g kadar posa alınması uygun görülmekte olup 4 besin grubundan yeterli ve dengeli beslenmek ve aşağıdaki bazı önerileri uygulamak bu posa gereksinmenizi karşılamanıza yardımcı olacaktır. Diyet posasının bu miktarlardan çok daha fazla tüketilmesi besinlerle alınan birtakım besin öğelerinin vücutta kullanılmasını önleyerek olumsuz etki gösterebilir. Bu nedenle faydalı diye düşünüp çok miktarda almak veya posa ihtiva eden haplar kullanmak sağlığı olumsuz etkileyebilir.
Posa alımını arttırmak için:
- Günde en az 5 porsiyon sebze ve meyve tüketin.
- Kabuğu ile yenilebilen sebze ve meyveleri soymayın.
- Çiğ tüketilebilen sebzeleri çiğ tüketin.
- Haftada en az iki kez kuru baklagil tüketin.
- Beyaz ekmek yerine tam tahıllı ekmekleri tercih edin.
- Makarna tercihinizi kepekli makarnadan yana kullanın.
- Mümkün olduğunca pirinç pilavı yerine posa içeriği daha yüksek olan bulgur pilavı tüketin.
- Yaptığınız omletlere çeşitli sebzeler ekleyin.
- Meyve suları yerine meyvelerin kendisini tüketin.
- Yemeklerinizi mümkün olduğunca buharda haşlanmış sebzelerle servis yapın.
- Kahvaltıda zaman zaman kahvaltılık gevreklere yer verin.
- Çorbalarınızı posa içeriği yüksek mercimek, nohut ve diğer baklagiller kullanarak hazırlayın.
Kabızlık nasıl giderilir?
Kabızlık durumunda nasıl beslenmeliyiz? Beslenme Uzmanı Esra Kurtuluş
özellikle diyet yaparken sıklıkla görülen kabızlığın nedenlerini ve
kabızlık durumunda beslenmemizde ne gibi tedbirler almak gerektiğini
anlatıyor.
Kabızlığı, dışkılama sıklığının azalması ve dışkılama sırasında güçlük çekilmesi olarak tanımlayabiliriz. Özellikle diyet yapan kişilerde yağ ve lifli beslenmenin azalması ile kabızlık şikâyeti daha da artmaktadır.
Kabızlık nedenleri
Kabızlık bulgularını çok iyi değerlendirmek gerekir. Çok uzun süren ve beslenme ile düzene girmeyen kabızlık durumunda mutlaka hekime başvurulmalıdır. Bilinçsizce bağırsakların hareketini artıran laksatifler veya posa içerikli ilaçlar kullanılmamalıdır. Bilinçsizce kullanılan ilaçlar hem bağırsaklarınızın daha da tembelleşmesine hem de vücutta sıvı ve potasyum kaybına neden olmaktadır.
Kabızlığı önlemek için beslenmemizde ne gibi tedbirler almamız gerekir?
Kabızlığı, dışkılama sıklığının azalması ve dışkılama sırasında güçlük çekilmesi olarak tanımlayabiliriz. Özellikle diyet yapan kişilerde yağ ve lifli beslenmenin azalması ile kabızlık şikâyeti daha da artmaktadır.
Kabızlık nedenleri
- Yüksek oranlarda rafine şeker tüketimi
- Lifli besinlerin az tüketilmesi
- Dışkılamayı sürekli ertelemek
- Bağırsaklardaki iltihabi bir durum, tümör, kanser gibi nedenler
- Uzun süren seyahat nedeni ile tembelleşen bağırsaklar
- İlaçlar
- Gebelik
Kabızlık bulgularını çok iyi değerlendirmek gerekir. Çok uzun süren ve beslenme ile düzene girmeyen kabızlık durumunda mutlaka hekime başvurulmalıdır. Bilinçsizce bağırsakların hareketini artıran laksatifler veya posa içerikli ilaçlar kullanılmamalıdır. Bilinçsizce kullanılan ilaçlar hem bağırsaklarınızın daha da tembelleşmesine hem de vücutta sıvı ve potasyum kaybına neden olmaktadır.
Kabızlığı önlemek için beslenmemizde ne gibi tedbirler almamız gerekir?
- Sabahları aç karnına bol su içiniz.
- Birden ve fazla yemek yemek bağırsakların çalışma düzenini bozduğu için kabızlığa neden olabilir, bunun için azar azar ve sık sık yemek yenilmelidir.
- Yiyecekler iyice çiğnenmelidir ki, bağırsakta da kolay çözünebilsinler.
- Su tüketmeyi ihmal etmemek gerekir. Günde 2-3 litre sıvı gıda tüketiniz.
- Mürdüm eriği, kayısı, erik, üzüm gibi meyveleri yiyebilirsiniz veya kompostosunu içebilirsiniz. Özellikle sabahları su içtikten sonra 4-5 adet kuru kayısı yenmesi tavsiye edilir.
- Kabızlığa neden olan aşırı şeker ve şekerli yiyecekleri tüketmekten kaçınmalısınız.
- Kızartma, kavurma gibi yiyecekler kabızlığı tetiklediği için mümkün olduğunca az tüketilmelidir.
- Öğle ve akşam yemeklerinde çorba içilmesini tavsiye ederim.
- Et kabızlığı tetiklediği için et-tavuk yerine sebze veya balık tercih edilmelidir.
- Yoğurt olarak prebiyotik olanları tercih edebilirsiniz.
- Kabızlığın tedavisinde önemli bir yeri olan fiziksel aktivite için de önerim bol bol yürüyüş yapmanızdır. Ayrıca evde ayaklarınızı karnınıza doğru 15-20 kez itip-çekme hareketi yapmanız yararlı olacaktır.
- Kola, kahve kabızlığa neden olduğu için tüketimini en aza indirmenizi öneririm.
- Kuru fasulye, mercimek, nohut gaz yapabileceği ve dışkılamada acı çekmenize neden olacağı için tüketimine dikkat edilmelidir.
- Bitki çaylarını, bağırsaklarınızı tembelleştirmemek adına, çok sık tüketmeyiniz. Haftada 1-2 bardak içebilirsiniz.
- En etkili tedbir olan, lif içeren yiyecek tüketiminizi artırın.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)