Meyveleri Kabuklarıyla Tüketin

Sıkça duyduğumuz "meyvelerin asıl vitamini kabuklarında" sözü gerçeği yansıtıyor. Uzmanlar, elma, armut, incir gibi kabuklu meyvelerin, güneşten sağladıkları renk maddelerindeki vitamin değerleri dolayısıyla kabuklarıyla tüketilmesi gerektiğini belirtiyor.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Mühendislik Mimarlık Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Arsan Bilişli, meyvelerin renk maddelerinin oluşması için güneş ışığı görmesi gerektiğini, bu sayede vitamin C ve glikozun oluştuğunu söyledi.
Meyvelerdeki renk maddelerinin tümünün, antikanserojen olduğu için kabuğuyla tüketilmesinin önemli olduğunu vurgulayan Bilişli, şu bilgileri veriyor:
"Kabukları, meyvelerin doğal koruyucu unsurudur. Organik asitler yönünden çok zengindirler. Ancak, meyveler ne kadar yıkanırsa yıkansın zirai ilaç kalıntısı olabilir. Bu nedenle gıda güvenliği açısından kabuğunu soymak zorunda kalıyoruz. Elma, armut, incir gibi meyveler, güneşten sağladıkları renk maddelerindeki vitamin değerleri dolayısıyla kabuklarıyla tüketilmelidir."

Aromaterapi

Aromaterapi
Aromaterapi, bitkisel Aroma yağları ile terapi uygulama yöntemidir. Aromaterapi'de kullanılan yağlar, bitkilerin kök, çiçek, yaprak vs. bölümlerinden elde edilen saf uçucu yağlardır.

Aromaterapi çok eskiye dayanan bir tedavi yöntemidir. Köklerini Hindistan ve Çin uygarlıklarında görebiliriz. Mısırlılar ise aroma yağlarını mumyalamada ve ayinlerde kullanmışlardır. Aromaterapi daha sonra Mısır'dan Yunan uygarlığına geçmiş, oradan da bütün dünyaya yayılmıştır.

Eski zamanlarda aromaterapi bir koruyucu hekimlik sistemi idi. Ama dünyada ilaç sanayii başlayınca ve hazır ucuz ilaç elde edilince, zahmetli olan bu işlemden zamanla vazgeçilmiş ve aromaterapi gündemden kaybolmuştur.

Yüzyılımızın başlarında Fransız Kimyager Doktor Gattefosse, laboratuvarında yaptığı bir deney esnasında kaza ile elini yakmış (gaz lambası ile), o sırada elinde bulunan şişeden dökülen lavanta yağının elini süratle iyileştirdiğini farketmiştir. Daha sonra yaptığı araştırmalar sonucunda yağların, güçlü antiseptik, mikrop öldürücü, iyileştirici, hızlı hücre yenileyici etkilerinin olduğunu saptamıştır. Ayrıca aroma yağlarının kan dolaşımı yardımı ile lenf sistemine ulaştığını ve hücre arası sıvı (extra cellular fluid) yolu ile iyileştirdiğini kanıtlamıştır. Diğer bir Fransız, Dr. Jean Valnet ve Madam Maury da bu konuda iyi araştırma yapan uzmanlar arasındadır. Dr. Jean Valnet, İkinci Dünya Savaşı'nda aromaterapiyi, yaraları tedavi etmek ve çabuk iyileştirmek için geniş olarak kullanmıştır. Bir biyokimyacı olan Madam Maury ise konuyu, kozmetik ve gençleşme tedavilerine kadar yaygınlaştırmıştır. Günümüzde Avrupa'da, özellikle İngiltere ve Fransa'da popülerlik kazanan bu yöntem, zamanla bir yaşam biçimi haline gelmiş bulunmaktadır.

YAĞLAR
Bitkilerde doğal olarak oluşan yağların, bitkinin gerçek özü olduğu ve de hiçbirinin diğerine eşit olmadığı düşünülmektedir. Bitki metabolizmasının artıkları da olabilecek bu ürünlerin, tam olarak ne olduğunu hiç kimse bilmemektedir. Bunlar bitkinin değişik bölümlerinde oluşur ve dolaşırlar, örneğin akşamları çiçeklerde çok yoğun olan esanslar, sabahları yapraklarda toplanabilir. Bir bitkinin özel bir yerinden elde edilen bir esansın kimyasal ve tıbbi özellikleri, bitkinin ait olduğu kısmına göre farklılıklar gösterebilir. Örneğin portakal ağacı çiçeğinden elde edilen esans, insan vücudunda, portakal kabuğundan elde edilene göre çok farklı etki gösterir. Onun için yağları ve özelliklerini çok iyi bilmek gerekir.

Uçucu Yağlar (Essential Oils)
Dünyada her organın ve organizmanın gözle görülemeyen ve ölçülemeyen bir enerjisi (ruhu) vardır. Bitkilerde ise bu enerji, onların uçucu yağlarında saklıdır.

Yağ özleri bitkilerin hormonu sayılır ve bizim vücudumuzdaki hormonlara eş değerde bir görev üstlenir (canlandırıcı, ateşleyici, aracı). Bu uçucu yağ özleri bitkinin içinde dolaşarak ve hormonlarını şekerli ortamda birbirine bağlayarak, bitkinin bütün yaşamı boyunca, çok az miktarda üretilirler.
Uçucu yağ özleri, elde edildikleri bitkilerin yapısına göre insan vücudunda iyileştirici etki yaratır. Bu etkinin doğru elde edilmesi için gerekli miktarlarda ve uygun yöntemlerle uygulanması gerekir. Terapide kullanılan uçucu yağlar, kan dolaşımı yolu ile arzu edilen bölgeye ulaşırlar. Örneğin, baş ağrısı için kullanılan bir ağrı kesici ilacın, kan dolaşımı yolu ile sinir sistemine ulaşıp ağrıyı kesmesi gibi, aroma yağları da aynı etkiyi yaratır. Buradaki tek fark, aroma yağlarının sinirleri yatıştırmak yerine, ağrıya neden olan dengesizliğin düzelmesi için gerekli ortamı yaratmasıdır. Uçucu yağlar doğal ürünlerdir ve yan etkileri çok azdır. Doğru kullanılırsa farmakolojik ilaçlardan faydalıdır.

Temel Yağlar (Base oils)
Çoğu bitkisel özlü yağlar aromaterapide taşıyıcı yağ olarak kullanılabilir. Seçilen yağın yapısı ve tedaviye uygun olması alınacak sonucu güçlendirir. Genellikle yüz bölgesinde kullanılacak olan bir yağın hafif yapıda ve vitaminli olması, tedavinin etkisini güçlendirir. Örneğin yayoba yağı veya çayırnergisi yağı, ciltte genel yatıştırıcı ve iyileştirici etki yarattığı için, cilt problemlerinde kullanılması, tedavinin etkisini güçlendirir. Binbirdelikotu yağı, sinirsel gerginlik veya depresyon durumlarında uygulandığında çift etki sağlar. Buğday tohumu yağı ise, güçlü E vitamini içerdiği için yaşlı kişilerde uygulanması daha uygundur, vs. Burada esas olan bakım esnasında seçilecek yağın kişinin terapi amacına uygun olması ve terapinin etkisine uyum sağlamasıdır. Örneğin, uyarıcı bir terapide aşırı uyuşturucu etkideki bir yağ kullanılmazken, aşırı sinirli olan bir kişi tedavi ediliyorsa, ağır koku bırakabilen bir temel yağ seçilmemelidir. Örneğin; zeytinyağı.

Ana Aroma Yağları: (Zararsız)
1. Clary sage - Adaçayı.
2. Lavander - Lavanta.
3. Ylang Ylang - Kananga.
4. Chamomile - Papatya.
5. Peppermint - İngiliz Nanesi.
6. Rose - Gül.
7. Rosemary - Biberiye.
8. Sandalwood - Sandal.

Yüz ve vücut için kullanılan Temel Yağlar:
1. Susam yağı - Yayoba yağı (Tüm ciltlere uygundur)
2. Havuç yağı - Hawaii Ceviz yağı (Hücre yenileyici)
3. Sarısabır yağı - Çayırnergisi (Hassas yapılı ciltler)
4. Buğday Özü yağı - Zerdali Çekirdeği yağı (Olgun ciltler)

Aroma yağların kullanımında dikkat edilmesi gereken bazı hususlar bulunmaktadır. Şimdi bunlara kısaca değinelim;
Aromaterapi alternatif koruyucu hekimlik sistemine dayanan bir tedavi yöntemidir. Önemli hastalıklarda doktor kontrolu olmadan tek başına aromaterapi kullanılmamalıdır.

Aromaterapi yapılan kişi aynı anda reçeteli bir ilaç kullanmakta ise aromaterapi tedavisi uygulanmaz. Zira belirli yağlar ilaçların etkisini nötrleştirir veya yan etki yaratabilir.
Önerilen dozun üzerinde bir doz kullanılmamasına özen gösterilmelidir.
Aynı yağı ve karışımı uzun süre kullanmamak gerekir.
Bebeklerde, çocuklarda ve yetişkinlerde farklı bir doz gerekir. Bazı yağlar ise asla kullanılmamalıdır.
Kullanılacak olan yağlar inceltilerek kullanılmalı ve kesinlikle ağız yoluyla alınmamalıdır.
Hassas olan ciltlerde kullanılacak olan yağın test edilmesi gerekir. Eğer herhangi bir reaksiyon oluşmaz ise o zaman yağ rahatlıkla kullanılabilir.

0-4 yaş grubu bebeklerde sadece lavanta ve papatya kullanılabilir. Kullanım dozu düşük olmalıdır.
4-7 yaş grubunda ise, lavanta, papatya, mandalina, gül ve palmarosa yağları çok düşük dozlarda kullanılır. Alerjisi olmayan çocuklarda hintdefnesi ve sedir kullanılabilir.
7-12 yaş grubunda tüm yağlar kullanılabilir. Kullanılan doz, yetişkinlerde kullanılan dozun yarısı kadar olmalıdır.
Güneşte ve solaryumla birlikte kullanılmaması gereken yağlar ise şunlardır: Bergamot, greyfurt, limon, ağaçkavunu, portakal, turunç, melekotu.
Yüksek tansiyonu olan kişilerde Biberiye kullanılmamalıdır.
Sara / epilepsi rahatsızlığı olan kişilerde rezene, ökaliptus ve kekik kullanılmaz. Biberiye ise çok az dozda kullanılır.
Şeker hastalığı söz konusu ise, ökaliptus, ıtır ve limon kullanılmamalıdır.
Hamileliğin ilk 4 ayında aromaterapi yağları kullanılmamalı, 4'üncü aydan sonra, papatya, lavanta, ağaçkavunu, turunç, palmarosa, portakal, hintdefnesi, fasturuncu hafifletilmiş dozlarda kullanılmalıdır.
Hamilelikte sakıncalı yağlar: (bu yağlar kas spazmına ve düşüğe neden olablilir) Karanfil, fesleğen, yalancı mirha, ardıç, biberiye, tatlı mercangüç, oğulotu, adaçayı, rezene, anason, servi, yasemin, hardal, karaturp, ingiliznanesi, kekik, gerçek melisa'dır.
Saf olarak kullanımı sakıncalı yağlar, anason, hintlimonu, havuç tohumu, tarçın, karanfil, kekik ve kafur'dur.
Toksik etkili ve hormon dengesini bozabilen yağlar ise, Amerikan pennyroyal, pennyroyal, mugword ve ruharuts'dur.
Yüz bölgesinde kullanılması sakıncalı olan yağlar tarçın ve karanfildir.
Hassas ciltlerde sakıncalı yağlar: Tüm asitli yağlar. Fesleğen, rezene, hintlimonu, biberiye ve lemon verbena'dır.

AROMATERAPİ TEDAVİSİNİ YAVAŞLATAN NEDENLER:
1. Cilt tıkalı ve cansız ise, yağların emilimi zayıflar.
2. Kan dolaşımı zayıflığı yağların vücutta dolaşmasını yavaşlatır.
3. Stres oranı aromaterapi etkisini zayıflatır, kasların gergin olması tedavinin etkisini değiştirir.
4. Kabızlık ve vücutta toksik maddelerin artması. Aşırı kirli hava, sigara, alkol kulllanımı vs.

TEDAVİ YAPILMAMASI GEREKEN DURUMLAR:
1. Ateşli hastalıklar ve ateş
2. Deri veya eklem iltihapları.
3. Bilinmeyen kaşıntı ve kızarıklıklar.
4. Ödem ve şişmeler (Bilinmeyen iltihaplı durumlar)
5. Yara bereler (Açık yaralar)
6. Spor yaralanmaları - Burkulmalar (Akut durumlarda)
7. Adele yırtılmaları veya bağdokusu zedelenmeleri.
8. Kırık kemikler.
9. Yanıklar (Açık yara söz konusu ise)
10. Varisler (direkt olarak üzerinde masaj baskısı uygulanmaz)
11. Kanser. Ancak bölgesel ise (masajla yayma söz konusu ise)
12. Yeni ameliyat ve yaralanmalar.

Aromaterapi Uzmanı
Aynur GEDİK

Kaplıcalar |Çanakkale|

:..Afrodit Kaplıcası (Ayvacık)


Çanakkale, Ayvacık İlçesi Çetni Köyü’ndeki Afrodit Kaplıcasının ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Bununla beraber bu kaplıcanın eski bir tarihi olduğu ve Cenevizliler tarafından da yenilendiği sanılmaktadır.

Bu kaplıca ile ilgili bir söylentiye göre; Zeus ile arası açılan Aphrodit İda Dağı’nda bir mağaraya konulur ve güzelliğinden uzaklaşır. Ancak bu mağaradaki 42 C.lik sıcaklıktaki suda yıkanan Aphrodit eski güzelliğine kavuşmuştur. Bu öyküye göre Aphrodit Kaplıcası güzelleşmek ve iyileşmek isteyen hastaların uğrağı olmuştur.

::..Tuzla Köyü Kaplıcası (Ayvacık)


Çanakkale, Ayvacık Tuzla Köyü’nün doğusunda bulunan ve içerisinde 80 C. Termal suyu olan kaplıca Çanakkale Valiliği tarafından değerlendirilmiştir. Bu kaplıca suyu romatizma ve kadın hastalıkları başta olmak üzere bir çok hastalığa iyi gelmektedir. Bunun yanı sıra sıcak su kaynağının yakınındaki çamur banyosu da birçok hastalığı iyileştirmektedir.

Kaplıcanın bulunduğu yerin dağ eteklerinden çıkan suyu bol tuz içermektedir. Bu nedenle de buraya tuz elekleri yapılmıştır. Bu eleklerde su kaynatılarak tuza dönüştürülmektedir. Sıcak havalarda bu sudan oluşan tuzlar kurutularak halk tarafından kullanılmaktadır.

::..Külcüler Kaplıcası (Bayramiç)


Çanakkale Bayramiç ilçesinin 18 km. doğusunda bulunan Külcüler Kaplıcasının suları 29-34,5 C sıcaklığındadır. Kaplıca suları sodyum sülfatlı ve kükürtlü olup, 8.7-14.1 oranında radyoaktifiviteyi de kapsamaktadır. Bu kaplıcanın suları romatizma, deri, nefrit, solunum yolu ile kadın hastalıklarında etkilidir. Ayrıca felçli hastalar üzerinde de olumlu etkisi bulunmaktadır.

::..ÇAN KAPLICALARI

Çan ilçe merkezindedir. Belediye tarafından işletilmektedir. Otel, kür için banyo ve havuzları vardır. Kaplıca suları sodyum sülfatlıdır. Kaplıca suları 46 derece sıcaklıkta olup, 15 oran değerinde radyoaktiviteye sahiptir. Karaciğer, bağırsak, idrar ve safra yolları hastalıklarına iyi gelmektedir.

::.. TEPEKÖY KAPLICASI

Çan ilçesine 16. Km. uzaklıktaki Tepeköy'de bulunan kaplıcanın suları kükürtlüdür. Sertlik derecesi 42 olan kaplıcanın kaynak sularının sıcaklığı 37-48.7 derece arasında değişmektedir. Kaplıcada otel, kür için banyo ve havuzlar mevcuttur. Ayrıca, Bardakçılar köyü'nde de şifalı bir kaplıca bulunmaktadır.

::..KİRAZLI ŞİFALI SULARI

Çanakkale -Çan karayolu üzerinde ve il merkezine 35.km. uzaklıktaki Kirazlı nahiyesindedir. Kirazlı Maden suyu ve Kirazlı Balaban Maden suyu olarak adlandırılan iki kaynak bulunmaktadır. Kaynakların bulunduğu yerlerde hiçbir tesis kurulmamış olmasına rağmen, yol üzerinde bulunması nedeniyle her iki kaynaktan da yararlanılmaktadır. Özellikle böbrek taşlarını düşürmekte etkili olduğu bilinmektedir.

::..Hıdırlar Kaplıcası


Kaplıca tesisleri, yemyeşil bir alan üzerine kurulmuştur. Su, birkaç yerden kaynamaktadır. 73 derece sıcaklığındaki sudan, banyo yapmak sureti ile faydalanılmaktadır. Ayrıca çamur banyosu da yapılabilir. Bu şifalı su ile banyo yapılarak, romatizma, nevralji ve kadın hastalıklarına çare bulunmaktadır.
Çanakakle'nin, Yenice ilçesi, Hıdırlar köyündedir.

::..Kestanbolu Kaplıcaları


Kaplıcalar, çok eski tarihlerden beri insanlara şifa dağıtmaya devam etmektedir. Kaplıca tesisleri bünyesinde, otel, havuz, banyo ve moteller bulunmaktadır. 73 derece sıcaklığındaki suyu, demir ve kalsiyum içermektedir. Bu sudan, romatizma, nevrit, kadın hastalıkları ve solunum yolları rahatsızlıkları olan hastalar şifa görmektedirler. Ayrıca nekahat döneminde vücudu kuvvetlendirir ve kemikleri düzene sokar.
Çanakakle'nin, Ezine ilçesi, Kestanbolu köyü yakınlarındadır.

::..Kızılca Tuzla Kaplıcası


Buradaki dağın yamacında, birçok yerden sıcak ve tuzlu sular kaynamaktadır. 55 derece sıcaklığındaki bu sudan, yalnızca banyo yolu ile faydalanılabilmektedir. Romatizma, nevrit, geç tutan kırıklar ve kadın hastalıkları problemleri olanlar şifa bulurlar.
Çanakakle'nin, Ayvacık ilçesi, Tuzla köyündedir.

::..Küçük Çetmi Kaplıcası


Kaplıca tesisleri yeşillik bir alan üzerine kurulmuştur. Bu yüzden dinlenme tesisi olarak da kullanılabilmektedir. Tesislerde bir hamam, otel ve havuzlar mevcuttur. 41 derece sıcaklığındaki su, sodyum bikarbonat içerir. Romatizma, nevralji ve kadın hastalıkları gibi hastalıklarda etkili olduğu bilinmektedir.
Çanakakle'nin, Ayvacık ilçesine bağlı Küçük Çetmi köyündedir.

Kaplıcalar |Bursa|

:..Eski Kaplıca


Su sıcaklığı :45°C
Kent merkezindeki sular, Uludağ’ın kuzey eteklerinden çıkar. Kaplıca tesisleri, genellikle çekirge kentinde toplanmıştır. Sular, kalevi, toprak alkali, radyoaktivitelidir.
Bursa ili şifalı suları, Uludağ eteklerindeki bir çatlaktan kaynar. Yeryüzüne yaklaşırken geçtikleri ayrı yollar nedeni ile, suların madenlerinde ve sıcaklık derecelerinde farklılıklar olur. Böylece kaplıcalar ikiye ayrılır.
Bursa’nın şifalı sularının büyük bölümü, deniz düzeyinden 220 m. Yüksekte kurulu Çekirge bölgesindedir. Çekirge’nin asıl su sıcaklığı 45C’nin üstündedir. Halk arasında Çelikli adıyla anılan bu sular, Çekirge’nin en yukarı bölümünde Vakıfbahçe denilen bir yerden kaynar. Bu sularda çeşitli maden eriyikleriyle zengin kimyasal madenler, gazlar ve yüksek radyoaktivite vardır. Çekirge’de Türk hamamının tüm özelliğini taşıyan bir kaplıcadır.
İki kubbeli soyunma yeri ile, kubbeli banyo yeri ve soğukluğu vardır. Son yıllarda onarım görmüş ve bir bölümü kadınlar için ayrılmıştır.

::..Çelik palas


Su sıcaklığı :45°C
Bu sularda çeşitli maden eriyikleriyle zengin kimyasal madenler, gazlar ve yüksek radyoaktivite vardır.
Çekirge sularından bir bölümü cam borular içinde, hiçbir değeri bozulmadan Bademlibahçe mevkiinde yapılmış olan Çelik palas oteline getirilmiştir. Çelik palas, Atatürk’ün talimatı ile yapılmış, adı da onun tarafından verilmiştir. Çelik palas'a daha sonra bir otel ilave edilmiş yaklaşık 140 odalı bir kuruluş oluşmuştur.

Odalarından çelikli su akan Çelik palas’ın yüzme havuzu ise dünyada eşi olmayan bir eserdir. Bursa hamamlarının en büyüğüdür. Fizik tedavi bölümleri, sauna ve jimnastik salonu ile devamlı açıktır.
Çekirge sularında az ölçüde demir vardır. Aktığı yerleri kırmızı pas rengine boyadığı için, bu sulara “Çelikli” adı verilmiştir. Çekirge suları ile tedavinin özü banyodur. Büyük havuzlu hamamlarda devamlı çıkan radyoaktivite, hamamın kubbesinin altında biriktiğinden burada banyo için bulunanlar, dolaylı olarak buğulama da yapmış olurlar.
Çekirge Kaplıca suları, romatizma, nevrit, cilt, idrar yolları ve kadın hastalıklarına iyi gelir.

::..Kükürtlü Kaplıcası


Su sıcaklığı :82°C
Bursa bölgesi şifalı sularının en zengin kaynağıdır. Dakikada 120 litre su verir. Hamam bölümü Bizans döneminden kalmış, sonra Hüdavendigar Murad restore ettirmiştir. Yüzyıllarca halka açık olan kaplıca, son yıllarda, Uludağ Üniversitesi bünyesinde hizmete sokularak halkın yararlanmasına kapatılmıştır.Romatizma, cilt, karaciğer hastalıklarına üstün şifa kaynağıdır.

::..Yenikaplıca ve Kaynarca Hamamı



Su sıcaklığı :84°C
Yenikaplıca, Bursa-Çekirge yolu üzerindedir. Kanuni Sultan Süleyman’ın damadı ve başvezir Rüstem Paşa tarafından 1555 yıllarında yaptırılmıştır.
Yenikaplıca, üçü büyük olmak üzere, toplam on kubbeyle örtülü, klasik dönem Osmanlı yapıtlarındandır. Diğer kubbeli hamamlarda olduğu gibi, soyunmalık, soğukluk, sıcaklık bölümlerinden oluşmuştur. Muhteşem kubbesi, kırk kurnanın bulunduğu geniş havuzu, tarihi çinileri ve egzotik ve gizemli bir dünyayı andıran “üşük terleten”i ile görülmeye değer bir tarih abidesidir. Günümüzde otel olarak da hizmet vermektedir. Özel banyoları, turistik bölüm, masaj ve spor salonu vardır. Yapının sonradan eklenen kaynarca bölümü ise, yalnız kadınlara tahsis edilmiştir. Yüzme havuzu ve kurnalı yıkanma bölümü ile otel işlevini gören bölümlerden oluşur. Yeni kaplıca şifalı suları, cilt hastalıklarından, iç hastalıklarına, şişmanlık ve solunum yolu hastalıklarına kadar birçok bedensel rahatsızlıklara etkin şifa kaynağıdır.

::..Karamustafa Kaplıcası


Su sıcaklığı :54°C
Bursa-Çekirge-Mudanya yolu üzerinde, Yenikaplıca’nın hemen yanındadır. Bizans döneminden kalmış ve daha sonra bugünkü şekliyle, Rüstem Paşa’nın ağası Kara Musatfa Paşa tarafından 1490 yılında yaptırılmıştır.
Erkekler ve aileler hamamı olmak üzere iki bölümden oluşur. Ayrıca 25 odalı oteli çocuk oyun alanı ile hizmet veren, dinlenmeye müsait bir tesisdir.
Su verimi az olduğu için, büyük havuzu yoktur. Küçük bir havuzu vardır. Ayrıca hamamın içinde yuvarlak bir yalak bulunur. Su, bunun dibinden kaynar. Bu yalağın, kısırlık için şifalı olduğu söylentileri nedeniyle kadınlar yalağın içine oturarak banyo şeklinde girerler.
Dipten kaynayan 45 derecedeki su, rahim tedavisinde etki sağlar. 15-20 dakikalık duş, rahim etrafındaki iltahapları giderir ve bu tedavi ile doğurmayan kadınlar, çocuk sahibi olurlar.
Bursa'da radyoaktivitesi en zengin kaplıca, Kara Mustafa’dır. Sodyum bikarbonatlı bir sudur. Kaplıca suları en çok sodyum ve kalsiyum içerir. Romatizma, nevralji, gut, egzama, kemik kırıklarında, kadın hasatlıklarında etkin şifa kaynağıdır.

::..Adliyeköyü İçmeleri


Su sıcaklığı :21°C
Gemlik ilçesine bağlı adliye Köyü’ndedir. Bağlık bahçelik bir yerdir. Karaciğer, safra yolları hastalıklarında faydalı bir içmedir.

::..Akarca Maden Suyu



Su sıcaklığı :17°C
Mustafa Kemal Paşa ilçesi, Akarca Köyü’ndedir. İçimi nefis bir sofra suyudur. Aç karnına içilirse, karaciğer, safrakesesi ve idrar yolları hastalıklarına iyi gelir.

::..Armutlu Kaplıcaları



Su sıcaklığı :59°C
Gemlik ilçesine bağlı, Armutlu bucağına 5 km. uzaklıkta, yeşillikler içinde, Bozburun denilen bir yerdedir. Bizans döneminden bu yana bilinir. Yalova-Kaplıca arası, kara yolu ile birbuçuk saattir. Belirli saatlerde otobüs seferleri vardır.
Kubbeli bir hamamı, kadın ve erkeklere ayrı bölüm halinde hizmet verir. Ayrıca turistik oteller ve belediye bünyesinde işletilen çeşitli kalitede konaklama tesisleri bulunur. Turistik otel yıl boyunca açıktır.
Armutlu Kaplıcası, ülkemizdeki kaplıcalar içinde, en yüksek radyoaktivitesi olan kaplıcadır. Kaynak sular bir fay çizgisi boyunca çıkar.
Sular, kimyasal ayrıma göre, bikarbonat sülfatlı, klorürlü, karbondioksitlidir. Marmara Bölgesi zengin sularındandır. Romatizma, sindirimyolları, kalp, damar ve kadın hastalıklarında etkin şifa kaynağıdır.

Armutlu Kaplıcaları, Yalova-Armutlu karayoluna bağlantılı olarak, ulaşım kolaylığı yönünden, bunun yanısıra, kentin gürültülerinden uzak, serin çam kokuları arasında, hem kaplıca kürü, hem de, dinlenme gereksinimi için ideal bir yerdir.
Armutlu Kaplıcaları’nda 1983'ten bu yana hizmet veren turistik Erdilli Tesisleri Termal Oteli 36 oda, 80 yataklıdır. Her odada telefon müzik, duş bulunmaktadır.

::..Ağaçhisar Kaplıcası



Orhaneli ilçesi, Ağaçhisar Köyü’ndedir. Kükürtlü suyu deri hastalıklarında etkilidir.

::..Çitli Madensuyu


Su sıcaklığı :15°C
İnegöl ilçesi, Çitli Köyü yakınındadır. Kaynak denizden 500 m. yüksekte bir yamaçtadır. 150 yıldan beri ülkemizde ün yapmıştır. Sultan Abdülaziz’in mide ağrılarına iyi geldikten sonra, ünü daha da artmış ve yabancı ülkelere bile pazarlanmıştır. 1855’den beri dokuz madalya almıştır.
Serbest CO2 gazı oldukça yüksektir. Karaciğer, safra yolları ve mide rahatsızlıklarında üstün etkisi vardır.

::..Dümbüldek Kaplıcası



Su sıcaklığı :44°C
M. Kemalpaşa ilçesine 10 km. uzaklıkta, Akarca Köyü’ndedir. Bulunduğu yer yeşillikler içindedir. Su, iki metre derinliğinde, kuyu gibi bir yerden köpürerek kaynar. Gürültü ile fokurtular yaparak kaynadığından “Dümbüldek” ismi verilmiştir.

::..Gemlik Kaplıcası


Su sıcaklığı :36°C
Gemlik ilçesinin 1 km. yakınındadır. Ilık olduğu için, tedavi amacıyla gelenler azdır. Daha ziyade yıkanmak için gelirler. Dimağ yorgunluğu ve nevrastenik hallerinde faydalıdır.

::..Oylat Kaplıcaları


Su sıcaklığı :41°C
İnegöl ilçesine 27 km. uzaklıkta, ormanlık ve yüksek bir tepenin eteğindedir. Bulunduğu yer denizden 840 m. yüksektedir. Kaplıca iki tarafı vadilerle çevrili bir yamaçta kurulmuştur. Sırtını dayadığı dağ silsilesi, Uludağ’ın etekleridir. Tarihi geçmişi romalılar dönemine kadar uzar.

Suyunun 40 derece sıcaklıkta olması nedeniyle, soğutulmadan banyo yapma olanağı vardır. Su verimi dakikada 3000 litre olduğundan, radon gazının fazlalığına bir avantajdır. Bu gazlar etrafa yayılarak, solunum yolu ile vücuda geçer. Oylat Kaplıcası bol sulu bir kaplıcadır. Üç aslan ağızdan havuza dökülür. Kurnalarında musluk yoktur. Devamlı akar. “Arsenikli, sülfatlı, karbonatlı” bir sudur. İçmeye elverişlidir. Modern havuzları vardır. Romatizma, nevralji ve kadın hastalıkları, idrar yolları rahatsızlıklarında büyük yarar sağlar. Çeşitli konaklama tesisleri ve satış üniteleriyle yıl boyunca hizmet verir.

::..Uludağ Madensuyu



Su sıcaklığı :16°C
Bursa’ya 30 km. uzaklıkta Gönderet Köyü’ndedir. Nilüfer Deresi yamacında bir kaya çatlağından çıkar . Eski yıllarda, Bursalılar bu suyu şişeler içinde getirip içerlermiş. 1924 yılında kaynağında yapılan bir tesisten sonra ismi Keşişdağı Suyu olmuş. Daha sonra 1940 ylında tesis yenilenmiş ve bu kez de, “Uludağ Madensuyu” ismiyle pazarlanmış. Tanınmış bir madensuyudur.
İçimi hoştur. Mide şişkinliğine, hazımsızlığa, böbrek taşlarının düşürülmesinde faydalı bir şifalı sudur.